Elazığ İnşaat Müteahhitleri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Osman Avcıl, güncel ekonomik gelişmeler ile ilgili olarak yaptığı yazılı basın açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“DÖVİZ TERÖRÜNE VE SİYONİZMİN YEŞİL KAĞIDINA TESLİM OLMAYALIM”
Yaşadığımız toprakların bedeli olsa gerek, milletimiz geçmişten beri şer odaklarının her türlü tehdit ve hain girişimlerine maruz kalmış ve kalmaya devam edecektir. Hakk ile batılın mücadelesi devam ettiği sürece, dünya var olduğu sürece bu mücadele de var olacaktır. Bizler her zaman ümit var olarak ve gayret ederek yaşamaya devam edeceksek bile bu gerçeği hiçbir zaman göz ardı etmemeli ve tedbir – takdir sürecinde üzerimize düşeni icra etmeliyiz.
Son dönemde maruz bırakıldığımız “döviz terörü saldırısı” ülkemiz ekonomisini derinden yaralamış ve bu saldırıların toplumsal etkisi gün geçtikçe daha da belirginleşmektedir. Üretim ve tüketim politikalarımızın köklü bir şekilde gözden geçirilmesi ve hep birlikte uygulayacağımız “milli üretim ve israfın engellenmesi seferberliği” ile bu süreci lehimize çevireceğimize olan inancımız tamdır.
Ancak sorun yalnızca yastık altındaki dövizin bozulması ya da makam aracının satılması, gibi tedbirlerle çözülemeyecek kadar ciddidir. Önümüzdeki problemin boyutunu ve özelliklerini doğru tahlil etmek, uygulayacağımız çözüm politikasının neticesini doğrudan etkileyecektir.
Ülke ölçeğinde dışa bağımlılığımızı azaltacak hatta yok edecek “milli üretim seferberliği” çalışmasının bir an evvel başlatılmasında büyük fayda görüyoruz. Bu sayede milli üretime yönelik gerçekçi ve uygulanabilir teşvik tedbirleri ve uygulama master planları hazırlanarak bir an evvel devreye alınmalıdır. Unutmayalım ki dünya pazarı raflarında ne kadar fazla satılık ürünümüz olursa para birimimiz de o kadar değerli, değerini koruyan ve tercih edilen bir yatırım aracı haline gelecektir. Bu işin bilinen başkaca bir yöntemi yoktur. Millet olarak tükettiğimizden daha fazlasını, uygun maliyetli, kaliteli ve rekabet edebilir olarak üretmeye mecbur durumdayız.
Seferberliğin en önemli ayaklarından birisi de şüphesiz yerel ve bölgesel tedbir hamlelerimiz olacaktır. Dövizin sanal albenisini azaltabilmek için yerel de olsa, daha cazip yatırım araçlarının oluşturulması ve mevcutların desteklenmesi gerekmektedir. Bu anlamda yatırımcının kaynaklarını en hızlı cezp edecek ve dövizin tansiyonunu en erken düşürebilecek olan yatırım aracı gayrimenkuldür. Öyle ya; reel rezerv karşılığı hiçbir zaman net olarak tarif edilememiş olan yeşil kâğıdın; bir sabah uyandığımızda tedavülden kalkmış olması ihtimali karşısında vatan toprağı çok daha güvenli bir yatırım aracıdır. Milletimizin gayrimenkule yatırım yapma eğilimi her zaman mevcut olan bir gerçektir. Ancak döviz kurunun yükselişi ve inşaat yapılmaya uygun arsalarımızın azlığı aynı anda birleştiği için arazi pahalı ve az kazandıran, döviz ise çok daha fazla ve hızlı kazandıran yatırım aracı durumuna geçmektedir.
Kentsel gelişim ve yapılaşma alanlarımızı genişleterek uygun fiyatlı ve bol miktarda “arsa” üretilmesi paranın dikkatini derhal çekerek döviz yatırımının ülkemiz toprağına kanalize edilmesine en hızlı katkıyı sağlayacaktır. Bu yöntem ile zaten takip edemediğimiz bir hızla artmakta olan inşaat maliyetlerine de ucuz ve bol inşaat parseli ile destek ve denge sağlanacaktır. Bu politika çok kısa bir süre sonra ortaya çıkacak ve maalesef çok daha derin etkilere sebep olacak olan fahiş konut fiyatlarını da engelleyecektir.
Üretimin olmadığı, arsa, arazi, dükkan ve konutun pahalı ve az olduğu ortam “SİYONİZMİN YEŞİL KAĞIDININ” en çok sevdiği ve geliştiği ortamdır. Ona bu fırsatı vermemek için devletimizin tüm kademeleri olduğu gibi yerel idarelerimizi de daha gayretli olmaya davet ediyoruz.
Bizler rızkımızın Cenab-ı Allah’ın takdirlerinde olduğuna iman etmiş bireylerden oluşan bir toplum olarak üzüntü ve karamsarlığa düşmemeli ancak rehavete ve ihmalkârlığa da kapılmamalıyız. Gayret bizden takdir ALLAH’ tandır.”






























